Su Ateşe Galiptir, İnsana Değil

Su Ateşe Galiptir, İnsana Değil

Su insanın yaşamını sürdürebilmesi için en önemli yaşam faktörlerinden biridir. Su biyolojik bir çözücü olup vitamin ve minerallerin vücutta taşınması ve çözülmesini sağlamaktadır.

İnsan vücudunun sıcaklığının düzenlemesini sağlayan su, aynı zamanda derinin temizlenmesi ve vücuttaki toksinlerin atılması gibi temel görevlere sahiptir. Sağlıklı bir yetişkinin vücudunun ise yüzde 60’ı sudan oluşmaktadır. Üzerinde yaşadığımız Dünya’da su oranlarını kontrol ettiğimizde içilebilir su oranı, şaşkınlığımızı fazlasıyla arttırmaktadır.

Dünya yüzeyinin yüzde 80’i sudur. Dünyadaki tüm suların yüzde 97’si deniz ve okyanuslardan oluşur. Dünyadaki donmuş haldeki su oranı yüzde 2’dir. Dünyadaki tüm suların sadece yüzde 1’i içilebilir niteliktedir. Birçok gezegenin arasından sadece Dünya’da yaşam olmasının nedeni ise yine sudur. Su yaşamdır ve yaşamın devamlılığı için gereklidir. Dünyadaki su oranlarına baktığımızda insanlığın ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalabileceğini fark etmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Son zamanlarda hepimizi ilgilendiren kuraklık ile karşı karşıyayız. Kuraklık ise başta meteorolojik olmak üzere tarımsal, hidrolojik ve sosyo-ekonomik olarak kendini gösterir. Kuraklık, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla ciddiyetini gösterir. Kuraklık nedenlerini incelediğimizde en önemli faktörün iklim değişiklikleri olduğunu düşünmemiz büyük bir yanılgıdan ibarettir. Asıl önemli şey iklim değişikliğinin yanında bilinçsiz su kullanımımızdır.

Çünkü bilinçsiz su kullanımı ve su sorunu beraberinde birçok probleme zemin hazırlamaktadır. Bunlar;  artan su talebinin karşılanmaması ile ekolojik sistemin bozulması ile beraberinde gelen ekonomik problemlerin artmasına yol açmaktadır. Su ikame edilemeyen kısıtlı bir kaynak olup bunun herkes tarafından benimsenmesi gereklidir.

21. Yüzyılın en büyük küresel tehlikesi ile artık karşı karşıyayız ve bu sorun hem Dünya’yı hem de güzel ülkemizi her geçen gün daha tehdit fazla tehdit ediyor. Türkiye su fakiri olma yolunda ise hızla ve bilinçsizce koşmaktadır. Çok uzağa gitmeye gerek yok ülkemizde Anadolu da yaşamış olan Hitit Uygarlığının sonunu kuraklık getirmiştir.

2020 Haziran ayından beri kuraklığın içerisinde bulunuyoruz. Türkiye zaten yarı kurak bir ülkedir. Ülkemizde birçok şehrimiz alan olarak küçük olmasına rağmen büyük nüfus alanları olmuştur. Yeşil alanların azlığı ve betonlaşmanın artması ile birlikte kent ısıları artmış ve kar yağışını olumsuz etkilemiştir. Şehirlerdeki nüfusun artması ile birlikte su sorunu artmış talep ve arz dengesi bozulmuştur.

Çevre yerlerden taşınan su ile çevre yerlerinde su sorunu yaşamasına neden olmaktadır. Su sorunu yaşayan kentlerimizden biri olarak İstanbul’u incelediğimizde 17 Aralık 2020 itibariyle barajlardaki doluluk oranı yüzde 21,94 ve doluluk oranı ise yüzde 78,06 olarak görünmektedir. Aynı tarihli geçmiş verilerle kıyaslandığından son 10 yılın en düşük oranıdır. Barajlarda bulunan dip seviyesi de önem arz etmektedir.

Çünkü barajlardaki suların hepsi kullanılamaz, barajlarda yaşayan canlıların yaşamlarını devam ettirmesi gereklidir. Barajlarda yaşayan canlıların hayatı için barajlardaki suyun son damlasına kadar kullanılmamaktadır.

Kastamonu’da Çiğdem Göleti’nde ölen balıklar hepimizin sorumsuzluğu yüzünden telef oldu. DSİ’nin 2 Aralık 2020 raporuna baktığımızda Türkiye’de barajlardaki doluluk oranına baktığımızda yüzde 34,6 doluluk oranını gösterirken yüzde 65, 4 ise barajların boş kalan oranını oluşturmaktadır.

Ülke olarak şuan meteorolojik kuraklığın içerisindeyiz, yağışlar başladığı zaman meteorolojik kuraklık biter fakat meteorolojik kuraklık uzun süre devam ederse (3,4 ay) o zaman hidrolojik kuraklığın içerisinde oluruz. Hidrolojik kuraklık başlar ise artık evlerimizde akan suyun azalmasını fazlasıyla hissetmeye başlarız. Hidrolojik kuraklıkla beraber topraktaki nem de azalır, tarımsal kuraklığı da hissetmeye başlarız ve biyo-çeşitlilik azalır. Son olarak yerini sosyo-ekonomik kuraklığa bırakır. Suyun en büyük oranını tarımda kullanılıyoruz.

Düşünsenize tarım alanlarımızın sulanmasında sorun yaşadığımızı?  Beğenmediğimiz hormonlu sebze ve meyveleri de bulamayacağız. Ülkemizde her bir birey olarak geleceğimiz, sağlığımız ve çocuklarımız için su kullanımı konusunda farkındalık gereklidir. Bu konuda ülkemizin yönetiminden tutun, her bir vatandaşa kadar herkesin bilinçli davranmamız gereklidir.

Yeşil alanlarımızın arttırılması ve iyileştirici önlemlerin alınması gereklidir. Su sorunu ile ilgili açıklamalar yapılmaya başlandı ve herkesi bilinçli davranmaya çağırıyorlar. Bu yüzden evlerimizde su kullanımı konusunda hemen harekete geçmemiz gereklidir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliğine göre su sorunun sürmesi gıda krizini tetikleyebilir şeklinde açıklama yaptı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni eylem planına göre ise;

-2023’e kadar 150 yer altı barajı yapılacak

-83 milyonun su tasarrufuna önem verilecek

-Belediyelerin suyla ilgili kayıp kaçak oranlarının düşürülmesi sağlanacak

-Farklı sulama yöntemleriyle tarım ve hayvancılıkta da tasarrufa gidilecek.

Öncelikle Bireysel olarak kendimizde su tasarrufu konusunda bilinçli davranmalıyız. Ülkemizde insanlar evlerinde harcadıkları su ile tasarrufta bulunmalarının ne kadar önemli olduğunu fark etmelilerdir.

Çünkü Ulusal Su Planı’na göre 2020 verilerini incelediğimizde suyun sektörlere göre kullanımında evsel su kullanımı ile sanayideki su kullanımı eşittir. Her bireyin su kullanımında yapacağı tasarruf, karşı karşıya kaldığımız su sorunu konusunda önemli kişisel sorumluluktur. Evlerimizde önlemlerimizi arttırmalıyız.

Almanya’da bulunan Bonn Üniversitesi’nin araştırmasına göre ise bulaşıkların makinede yıkanması ile 12-15 litre su harcanırken, aynı bulaşıkları elde yıkamak için 126 lt suya ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiş ve 10 kat su tasarrufu sağlanmıştır.

Covid19 ile birlikte el yıkamanın önemini dünya ile birlikte daha iyi anlamış bulunuyoruz bilinçsizce kullandığımız su ile tasarrufta bulunarak suyun da önemini anlamıyız. Corona19 bize temizliği öğretti ama temizlikle tasarrufta bulunamadığımız suyun azizliğini unutturdu.

Büyüklerimiz bizden su istediğinde bardağı onlara uzattığımızda ‘’ Su gibi Aziz ol’’ derlerdi çünkü su kıymetliydi. Bir gün su olmazsa azizlik konusunda neye benzetiliriz kim bilir? Unutmayın Çocuklarımıza sorumsuzca susuzluğu bıraktığımızda, ne vicdanımızı arındırabiliriz ne de kirli bedenimizi… Bir gün Su ateşe Galipti, İnsana yenildi demesinler.

Bu gönderiyi paylaş