Normalleşme Süreci Sonrası İklim Değişikliği

Normalleşme Süreci Sonrası İklim Değişikliği

Maske, havadan kaynaklı tehditlere karşı yaygın bir önlem… Birkaç ay öncesine kadar kirli hava ve egzoz dumanı büyük sanayi kentlerinde yaşayanların en büyük şikâyetlerindendi. Ancak şimdi koronavirüsü nedeniyle hava kirliliği azaldı. Mega şehirlerin sokakları boşaldı ve üretim yavaşladı. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün hazırladığı raporlar doğrultusunda yetkililer tarafından uygulanan sert karantina önlemleri önemli ölçüde havayı temizledi. Daha az sera gazı yayıyoruz. Bu küresel ısınmaya karşı küçük bir zafer. Korona ile ilgili alınan ciddi önlemlerin emisyon oranlarını önemli ölçüde azalttığını gördük. İnsanlar evden çalışıyor, işlerine gitmek için araçlarını kullanmıyorlar. Bunlar iklim değişikliği için almamız gereken sert önlemler. Bunu sonra yapmak yerine şimdi yapmak daha iyi çünkü daha fazla beklersek daha sancılı olacaktır.

İnsanlık birbirini uzun süredir iklim değişikliği konusunda uyarıyor. Keza bilim insanları ve yapılan analizlerde gösteriyor ki durum iyiye gitmiyor. Fakat ekonomik kaynakları göz önünde bulunduran bazı ülkeler küresel tehdit olan iklim değişikliğini umursamıyorlar. 2019’da kayıtlardaki ikinci en sıcak yıldı… Son 10 yıl da insanlık tarihinin en sıcak dönemi oldu. Sera gazı konsantrasyonu 3 milyon yıl içinde en yüksek seviyelerde.

Şimdiye kadar küresel ısınmaya karşı tedbir de oldukça ağır davranan ülkeler koronavirüse karşı hızla sert önlemleri hayata geçirdi. İklim krizi koronadan çok daha soyut ve bu yüzden iklim değişikliği yüzünden kaç kişinin öleceğini söyleyemem ama koronada bunu hesaplayabilirsiniz. Bu yüzden biraz daha yakın tehdit gibi… Hiç abartısız öyle…

Uzmanlar kriz bittiğinde şu anda üretimi mümkün olmayan ürünlerin tekrar üretilebileceğini söylüyor. Bu da iklim üzerindeki korona etkisinin muhtemelen geçici olduğu anlamına geliyor. Bizlerde evrensel çapta bakıldığı zaman tıpkı koronavirüs gibi çoğalıyor ve dünyamızı tahrip ediyoruz. Elbette üretim yapacağız, elbette işlerimize gideceğiz. Ama atalarımızdan devraldığımız gibi çocuklarımıza da bırakmamız gerekir diye düşünüyorum. Bu çerçevede dünyamızın kendini yenileme arzusundan daha hızlı tahrip etmemeliyiz. Daha çevreci yaklaşımlarla Allah’ın bize vermiş olduğu bu emaneti korumalıyız.

Bu gönderiyi paylaş