Korkutan Senaryolar Dizisi: Distopya

Korkutan Senaryolar Dizisi: Distopya

Üzerine pek çok yazı yazılmış olan bir kavram distopya;

İlkez John Stuart Mill’in 1868 yılında Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada “Onlara ütopyacı demek belki de fazla övgü niteliğinde olur; daha ziyade distopyacı ya da kakotopyacı demeliyiz. Ütopyacılık genel olarak pratiğe dökmek için fazla iyi olanı işaret eder, fakat onların onaylar gözüktüğü şey pratiğe geçirmek için fazla kötü“ kullanılmıştır.

Distopya “kötü bir yer” anlamını taşıyan, Yunanca kökenli bir kelimedir. İnsanların özel hayatını gasp eden baskıcı ve otoriter bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Ütopyanın da antitezi olarak kullanılmaktadır. Ütopya; ilerisi için tasarlanan bir ideal toplum biçimidir.

Ütopyanın ilk örnekleri Platonun M.Ö. yazmış olduğu “Devlet” adlı eseridir. Bu eserde doğrudan olarak ütopya kelimesi geçmemektedir. Bu eserde iktidarın olması gereken şekli anlatılmaktadır. İkinci örneği de ST. Augustine’nin yazmış olduğu “Tanrı Şehir” eseridir. İlk kez etimolojik olarak 1516 yılında Thomas More tarafından Ütopya adlı eserinde kullanılmıştır. Ütopyalar genellikle bireyin toplum içindeki yeri ve toplum ile olan ilişkisinde hareketle birer gelecek tasarımı olma niteliği taşırlar ve bu yönleriyle yanlış bir şekilde toplum mühendisliğiyle eş tutulurlar. Ütopya üç üçgenli bir yapının ortasında yer almaktadır. Bu yapılar; felsefe, siyaset, edebiyattır.

Distopya da acı ve karamsarlık vardır. Genelde toplumun dinsel sosyal ekonomik ve politik problemlerine dikkat çekmek için kullanılır. Distopyaların asıl amacı; insanların daha iyi toplumun mümkün olduğunu görerek, onun inşası için çalışmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla distopyalar eleştirel ütopyalar olarak da görülmektedir. Distopyalar ütopya gibi birey ve özgürlüğe önem vermez aksine insanların hayatlarının her alanını kontrol eden kanunlar içermektedirler. Bundan dolayı her konuda baskı ve kontrol mekanizmalara bulunmaktadır. Burada örnek olarak “Açlık Oyunları” serisini örnek vermek doğru olur. Hikâyenin kahramanı tasarlanan bu oyunun farkına varır, bu sistemin değişmesi için bir şeyler yapmaya çalışsa da sistem tarafından etkisiz hâle getirilir. Hikâyede mutlu bir sonun yaşanılacağı düşünülse de tam tersi olmakta ve hikâyenin “kurtulan” kahramanı yine distopyan’ın içinde kalmaktadır. Bu sistem içinde yaşamaya devam eder ve farkında olarak ya da olmayarak nefes almaya çalışır.

Film örneğinden sonra distopyan’ın kendi içinde nasıl ayrıldığı konusuna gelmeliyiz.  Distopyalar tek başına da kurgulanabilir ya da birden fazla kurgu şeklinde ortaya çıkabilir.

Ekonomik distopya

Bu distopya türü bir küresel şirketin veya şirketlerin insan yaşamını tamamıyla kontrol altına alması şeklindedir.

Ekolojik distopya

İnsanların doğa ile kısmen ya da tamamen ilişkisini kopararak doğaya yabancılaşmasıdır.

Siyasi distopya

Tek ulusun ya da küresel bir devletin olduğu insanların hayatına kanunlar ile yasalarla kontrol edildiği özgürlüğün olmadığı bir türdür. Otoriter ve totaliter bir yönetim sisteminin varlığıdır. Bütün kaynakların devlet ve hükûmetin kontrolü altındadır (George Orwel 1984).

Spirütüel distopya

Bir fikir kurgusu olarak karşımıza çıkar. Dinsel veya ideolojik bir düşüncenin etkisi bulunmaktadır.

Teknolojik distopya

Teknolojinin insan hayatının her alanına sızmış yapay zekâ, katil robotlar şeklinde tasvir edilmektedir.

Distopya konusunda yazılmış birçok eser mevcuttur. Yevgeny Ivanoviç Zamyati’nin “Biz” isimli distopyası bu konudaki modern eserlerden bir tanesidir. Eserde özgür irade ve bireyselliğin ortadan kalktığı bir gelecek ele alınmaktadır. Jack london‘un “Demir Ökçe” adlı sosyalist distopyası 20. yüzyılın ilk distopya örneğidir. Fakirleştirilmiş kitleleri yöneten zalim bir oligarşinin resmi çizilmiştir. George Orwel’in “1984” eseri en önemli distopya örnekleri arasında yer almaktadır. Orwel’in kurguladığı distopyadaki iktidar-hakikat ilişkisi dikkat çekicidir. Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” eseri ise bir erken dönem burjuva toplumu distopyasıdır.

 

 

Son olarak “Distopya Edebiyat Rehberi’nde”, distopya edebiyatının dönüşümleri vardır. Bunlar; 1930’lu yıllarda 2. Dünya Savaşı ile birlikte yükselen komünizm ve faşist hareketler ile devlet kontrolünün artması insan özgürlüklerinin kısıtlanması. Soğuk Savaş ile birlikte kimlik kaygılarının artması, çevre sorunları ve bunların sonunda devlete olan güvensizliğin artması. Günümüze bakıldığında ise terör olayları ve monotonluk yer almaktadır. Bu yazıda distopya ve ütopya kavramları ana hatlarıyla ele alınmış distopya üzerinde ayrıca durulmuştur. Bu kavramlardan bahsettiğimize göre bazı film ve kitap örnekleri vererek yazıya nokta koyabiliriz.

Film

Açlık Oyunları

Mad Max

Matrix

Zamana Karşı

Gattaca

Terminatör

Azınlık Raporu

12 Maymun

Metropolis

Ben Efsaneyim

Kitaplar

Zaman Makinesi – H. G. Wells

Demir Ökçe – Jack London

Biz – Yevgeni Zamyatin

Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

1984 – George Orwell

Fahrenheit 451 – Ray Bradburry

Otomatik Portakal – Anthony Burgess

Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? – Philip K. Dick

Doğu Batı Dergisinin Distopya Kitabı (Distopya ve Ütopyanın detaylı bir şekilde ele alındığı harika bir kitap)

 

Berk ÇELEBİ

Dijital İletişim Uzmanı

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir