Vatandaşlığın Yeni Boyutu : Dijital Vatandaşlık

Vatandaşlığın Yeni Boyutu : Dijital Vatandaşlık

Dijital sistemin parçası olmak için Estonya hükûmetine başvuranların sayısı hızlı bir şekilde artmakta. Bunun nedeni; Estonya’nın 2014 yılından itibaren sadece kendi vatandaşlarına değil tüm dünya vatandaşlarına da e-vatandaşlık sağlamaya başlaması. Estonya’da yaşamadan orda iş kurma imkânı sağlaması. Estonya’nın başlattığı bu dijital atak 50 yıl sonra nasıl olacak? Bunun için gelin önce Dijital Vatandaşlık kavramına bakalım.

Dijital vatandaş nedir?

Teknolojiyi ve teknolojiyle birlikte hayatımıza giren dijital araçları doğru kullanmasını bilen, etik kurallara ve kişi haklarına dijital platformlarda da saygı duyan ve bu araçları güvenlik ve sorumluluk bilinciyle kullanmasını bilen kişiye “dijital vatandaş” denmektedir. Dijital vatandaşlık ise teknoloji kullanımı ile ilgili dijital vatandaşların davranış normları olarak tanımlanmaktadır.

Dijital vatandaşlığın ortaya çıkışı internetin kullanımıyla başlamış, (1985) hızlanması ise 2000’li yılların başında olmuştur. Facebook’un ortaya çıkışıyla birlikte insanların sosyal mecralara akımı başlamış ve süratli bir şekilde artış göstermiştir. WE ARE SOCİAL (2015) raporuna göre dünya nüfusu 7.210 milyar ve bu nüfusun 3.010 milyarı internet kullanmaktadır. Yani dijital vatandaştır.

Dijital vatandaş kavramı tek bir ülkeye özgü değildir. İnternetin yayılmasıyla birlikte dijital alanda ülkelerin ve insanların arasında bulunan sınırlar kalkarken, küreselleşmeyle bilgiye ulaşım demokratikleşmeye başlamıştır.

Dönüşen ve değişen dünya düzeninde yeni kavramlar duymaya başladık. Dijital yerliler ve göçmenler dediğimiz kavramlar X,Y,Z kuşağını kapsamaktadır. X kuşağı günümüzde teknolojinin dışında kalmış sosyal mecraları sadece oğullarını takip etmek ve merak amacıyla kullanan,pasaportlarını sonradan alan kişilerdir. Y kuşağı ise daha çok 1980‘lerin başında doğan Z kuşağı kadar olmasa da teknolojik gelişmeler içinde bulunan bir kuşaktır. Z kuşağı ise ayrı bir olay bu kuşak internetin tabiri caizse “bağrında“ büyüyen, içine doğan çocuklardır. Bunlara da haliyle bu kitleye dijital yerliler denilmektedir.

Dijital vatandaşlık konusundaki kavram kargaşasına bir çözüm getiren Dr. Mike RİBBLE konunun alt kırılımlarında bulunan dokuz bileşeni ortaya koymuştur:

1- Dijital Erişim (Herkes İçin İnternet):

Üretken vatandaşlar olmak için, eşit olarak teknolojik imkânlara dijital erişim sağlanması anlamına gelir. Örneğin, cinsiyet, ırk, yaş, etnik kimlik, fiziksel ve zihinsel farklılıklara aldırış etmeden elektronik topluma tam katılımın sağlanmasıdır.

2- Dijital Ticaret:

Elektronik ortamlarda satma ve satın alma işlemlerini yapacak yeterliliğe sahip olma anlamına gelir.

3- Dijital İletişim:

İletişim biçimlerinin değişikliğe uğrayarak elektronik araçlar vasıtasıyla da yapıldığının farkında olmadır. Örneğin, e-posta, cep telefonu, anlık mesajlaşma teknolojisi kullanıcıların iletişim yolunu değiştirmiştir.

4- Dijital Okuryazarlık:

Öğrenme-öğretme sürecinin artık teknoloji kullanılarak gerçekleştirildiğinin farkında olmadır.

5- Dijital Etik:

Sanal dünyada gösterilen davranışın ya da işin elektronik standardının da olduğunun farkında olmadır. Örneğin, siber zorbalık, sanal küfürleşme…

6- Dijital Kanun:

Sanal dünyada yapılan işlerin elektronik sorumluluğunun olduğu ve kanunlarla yaptırım altına alındığı anlamına gelir. Örneğin, yasak yayınlar, yasadışı organ ve uyuşturucu satışı, intihara meyilli hâle getiren web siteleri, oyunlar kanunen yasaktır.

7- Dijital Haklar ve Sorumluluklar:

Herkesin sanal dünyada kendini özgürce ifade edebilecek haklara sahip olduğu ve bunun da yasaklanamayacağı anlamına gelir. Örneğin, sanal ortamda formlarda görüş bildirme, grup oluşturma, tartışma ortamlarına katılma vb. temel haklar kısıtlanamaz.

8- Dijital Sağlık:

Dijital dünyada hem fiziksel, hem ruhsal hem de psikolojik yönden sağlığı direk ya da dolaylı olarak etkileyecek etmenlerin bulunduğunun farkında olmadır. Örneğin, göz sağlığı, tekrarlayan stres sendromu, asosyal yaşam, içe kapanıklık ve fiziksel bozukluklar (bel ve sırt ağrıları) yeni teknolojik dünyanın ortaya çıkardığı sağlık sorunlarıdır.

9- Dijital Güvenlik:

Bireyin sanal ortamda kendi güvenliğini sağlayacak önlemleri alması demektir. Örneğin, başkalarının bilgilerini izinsiz kullanma, solucan, virüs veya truva atı oluşturma, spam gönderme, başkalarının bilgilerini veya mallarını çalma vb. faaliyetlerin farkına vararak gereken güvenlik tedbirlerinin alınması( virüs programları, filtreleme programları vb.)

Konuya başka bir pencere açanlar ise internetin risklerini üçe ayırmışlardır bunlardan kısaca bahsetmek gerekirse;

1.İçerik Riski: Web sitelerinin barındırdığı görsel ve yazılı negatif içerikleridir. Bu içerikler internet kullanıcılarını olumsuz etkilemektedir. Bunlar; kışkırtıcı nefret söylemleri ve görselleri, ırkçı söylemler ve görseller, cinsellikle ilgili görsellerdir.

2.Temas Riski: Çevrim içi ve çevrim dışı iletişim olarak incelenmektedir. Siber zorbalık, çocukların cinsel istismarı, gizlilik ihlalleridir. Çevrim dışı ise bu olayların yüz yüze buluşma noktası olarak adlandırılmaktadır.

3.Ticari Riskler: Dijital vatandaşların kişisel verilerinin istismar edilmesi sonucunda kimlik avı/oltalama ve benzeri yönlerle dolandırılma vakalarıdır.

Küresel perspektiften, Türkiye’de konunun algılanışı ve seyrine bakacak olursak; Türkiye’de dijital vatandaşlık algısına ilişkin yapılmış tek çalışma 8 ilden 20 pilot okul; 1848 çocuk ve genç (ortaokul ve lise) ile 1961 aile üzerinde uygulanmış ve önemli bulgularla karşılaşılmıştır. Yapılan çalışma çevrim içi teknolojilerinin gelişimine paralel olarak dijital vatandaşlığın çevrim içi boyutu olan internet üzerinde yoğunlaşmış ve interneti kullanım alışkanlığına göre dijital vatandaşlık algısı ölçümlenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya göre, ailelerin % 11’i son bir yılda internette en az bir zararlı eylemde bulunduklarını açıklamış,% 66’sı interneti çocukları için faydalı gördüklerini açıklamış ancak yine ailelerin % 67’si internetin aile ilişkilerini olumsuz etkilediklerini söylemişlerdir. “Çocuğum benden daha iyi internet kullanıyor” diyen ailelerin oranı % 90 olmakla beraber çocuğunun internetten olumsuz etkilendiğini belirten aile oranı ise %48’i bulmuştur. Çocukların % 26’sı ise internet bağımlısı olduklarını kabul etmekle beraber % 81’i evlerinde herhangi bir internet filtreleme paketi olmadığını söylemişlerdir. Türkiye’de 2011 Kasım ayında devreye giren Güvenli İnternet Hizmetini ise ailelerin % 54,7’si yeterli bulmamaktadır (Ocak, 2013).

Sonuç olarak iyi bir vatandaş olmak için bilgi teyidi, şüphecilik, güncellik, güvenlik kavramları unutulmamalı. En önemli kural gerçek hayatta yapmayacağın şeyleri internette de yapmamak olmalıdır. Çevrim içi uygulamaları kullanırken onların size hükmetmesine izin vermeyin. Dünyayı ele geçirecek değiller ama sizin zamanınıza sahip olacaklar.

Sosyal mecralara bağımlı olmayın sadece bağlanın.

 

Berk Çelebi

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir